Bu mesele yeni ortaya atılmış bir iddia değildir. Bekiranlılar ile Zilan ismi arasındaki bağ, yalnızca sözlü anlatımlara değil; tarihî belgeler, aşiret listeleri, Osmanlı dönemi kayıtları, seyahat notları ve bölgesel dağılım bilgilerine de dayanmaktadır.
Biz bunu sadece Zilan Deresi, Zilan Katliamı veya yöresel hafıza üzerinden söylemiyoruz. Gönderilen belgeler incelendiğinde, Zilan adının farklı dönemlerde aşiret adı olarak açık biçimde kayda geçtiği ve bu adın yaşadığı coğrafyanın Bekiran çizgisiyle birlikte okunması gerektiği görülmektedir.
Kısacası bu yazının ana fikri şudur: Zilan ismi tarihî belgelerde vardır; fakat bu isim birçok bağlamda Bekiran köküyle birlikte değerlendirilmelidir.
1. Belgelerde Zilan Aşireti Açıkça Geçmektedir
Gönderilen ilk belgede “Zilan Aşireti” ifadesi doğrudan yer almaktadır. Belgede, Ağrı’nın en büyük aşiretleri arasında Zilan Aşireti’nin bulunduğu belirtilmektedir. Aynı metinde, II. Abdülhamid’in kurduğu Aşiret Mektebi bağlamında, Zilan Aşireti reisi Eyüp Paşa ile beşinci ve altıncı Hamidiye Alayları kumandanları Hasan ve Ali Beyler anılmaktadır.
Belgede ayrıca Zilan Aşireti mensuplarının, Doğubayazıt, Aşkale ve Eleşkirt ilçelerine dağılmış olduğu ve Batman’da da akrabalarının bulunduğu ifade edilmektedir. Bu bilgi tek başına bile Zilan adının sıradan bir yer adı olarak değil, yayılıma sahip bir aşiret kimliği olarak kullanıldığını göstermektedir.
2. Aşiret Listelerinde Zilan Adı Ayrı Bir Kayıt Olarak Bulunmaktadır
Gönderilen ikinci belgede aşiretlerin aile sayıları, liderleri, yerleşim alanları ve durumları tablolu şekilde gösterilmektedir. Bu tabloda Zilan adına ayrıca yer verilmesi önemlidir. Çünkü bu durum, Zilan isminin sözlü hafızadan ibaret olmadığını; dönemin aşiret tasnifinde de ayrı bir başlık olarak kayda geçtiğini göstermektedir.
Tabloda diğer aşiret isimleriyle birlikte Zilan’ın da bulunması, bu ismin tarihî literatürde ve idarî bakışta tanınan bir topluluk adı olduğunu ortaya koyar. Bu noktada kritik husus şudur: Bir adın belgede geçmesi, onun tarihî gerçekliğini ispat eder; fakat o adın hangi daha büyük kök toplulukla ilişkili olduğu sorusu, coğrafya, hafıza ve diğer kayıtlarla birlikte okunmalıdır.
3. Daha Eski Kayıtlarda da Zilan Adına Rastlanmaktadır
Gönderilen bir başka belgede ise “Tribe / Chief / Location” başlıklı listede Zilan adı yeniden görülmektedir. Bu belge, Zilan adının yalnızca tek bir döneme ya da tek bir kaynağa ait olmadığını; farklı kaynaklarda da tekrarlandığını göstermesi bakımından değerlidir.
Belgede aşiret isimleri, reisleri ve bulundukları yerler birlikte verilmektedir. Bu tür belgeler, Zilan adının tarihî kayıtlarda kalıcı biçimde yer aldığını ve bölgesel aşiret yapısı içerisinde dikkate alınan bir isim olduğunu teyit eder.
4. Seyahat Notlarında Zelânlî / Zelâlî Adı Geçmektedir
Gönderilen İngilizce tarihî metinlerde ise Diyadin, Bayazid ve çevresi bağlamında Zelânlî / Zelâlî adı dikkat çekmektedir. Metinde, Kürt reislerinden biri olarak geçen kişinin, kendi kabilesinden ailelerle birlikte hareket ettiğine ve bir kısmının Persia tarafına geçmek istediğine dair bilgiler verilmektedir.
Burada önemli olan, Zilan isminin farklı yazımlarla da karşımıza çıkabilmesidir. Osmanlı, İngiliz ve farklı Batılı kaynaklarda aynı topluluğun adı bazen Zilan, bazen Zelânlî, bazen de buna yakın varyantlarla yazılmış olabilir. Bu, dönem kaynaklarında oldukça sık rastlanan bir durumdur.
Yani meseleye yalnızca bugünkü tek bir imla ile bakmak eksik olur. Tarihî belgelerde isimlerin sesletim ve yazım farkları olağandır; önemli olan çekirdekte aynı topluluk izinin sürülmesidir.
5. Peki Zilan ile Bekiran Arasındaki Bağ Neden Kuruluyor?
Çünkü Bekiranlılar arasında kendilerini zaman zaman Zilan aşireti olarak tanıtan topluluklar olmuştur. Fakat bu tanıtım yapılırken, özde Bekirî – Bekiran aşiretinden geldikleri bilinmektedir. Bu bilgi sadece içeriden söylenen bir söz değil; bölgesel hafızada, topluluk anlatılarında ve isim kullanımında yer etmiş bir durumdur.
Zilan adı ile Bekiran arasındaki bağın kurulmasında üç temel unsur öne çıkar:
- Coğrafî bağ: Zilan Deresi, Diyadin, Bayazid, Ağrı ve çevresi gibi alanların aşiret hafızasında karşılığı vardır.
- Sözlü hafıza: Bekiranlıların bir kısmının kendini Zilan adıyla tanıtması tesadüf değildir.
- Belgesel süreklilik: Farklı dönemlerde farklı belgelerde Zilan adı aşiret kimliği olarak kayda geçmektedir.
Bu nedenle burada yapılması gereken şey, Zilan ile Bekiran’ı birbirinden tamamen kopuk iki ayrı dünya gibi görmek değil; aynı tarihî çizginin farklı görünümleri olarak okumaktır.
Zilan – Bekiran Kronolojisi
6. Belgelerin Ortak Dediği Şey Nedir?
Gönderilen belgelerin tamamı aynı cümleyi birebir söylemiyor; fakat hepsi birlikte okunduğunda ortak bir tablo ortaya çıkıyor:
- Zilan adı tarihî kaynaklarda gerçek ve görünür bir aşiret adıdır.
- Bu ad, Ağrı, Diyadin, Bayazid, Eleşkirt, Aşkale ve çevresiyle ilişkilidir.
- Farklı dönemlerde farklı yazımlarla da olsa aynı çizgi takip edilebilmektedir.
- Bekiranlıların Zilan adıyla anılması, hafızasız ve temelsiz bir kullanım değildir.
Bu yüzden “Zilan adı geçtiğine göre Bekiran ile ilgisi yoktur” demek de, “sadece sözlü anlatıdır, belgede yeri yoktur” demek de eksik bir okuma olur. Doğru yaklaşım, belgeleri, coğrafyayı ve topluluk hafızasını birlikte okumaktır.
Sonuç
Bekiranlılar kendilerini zaman zaman Zilan aşireti olarak tanıtmışlardır. Ancak bu tanıtımın arkasında, özde Bekirî – Bekiran aşireti oldukları bilgisi vardır. Gönderilen belgeler de Zilan adının tarihî kaynaklarda yer aldığını, farklı dönemlerde tekrarlandığını ve ciddi bir aşiret adı olarak kabul edildiğini açık biçimde göstermektedir.
Zilan Katliamı’ndan Zilan Deresi’ne, Ağrı ve Diyadin çevresinden Osmanlı aşiret kayıtlarına kadar uzanan bu çizgi, Zilan adının hafızada neden bu kadar güçlü kaldığını açıklamaktadır. Ama aynı zamanda bu ismin Bekiran kökünden tamamen kopuk okunamayacağını da düşündürmektedir.
Bu yüzden şu ifade, tarihî hafıza bakımından güçlü bir anlam taşımaktadır: Zîlan – Zîlî Bekirandır.

