1919 Bekirî Aşiretinin Bazı Köylerinin Şikayeti-Sasona Bağlanma Dilekçesi

 

Bekran (Bekiran-Bekirî) Aşireti

Bekran Aşireti ile ilgili OsmanlI Arşivi’nde asayiş ve değişik vakalara ait olmak üzere çok sayıda belge bulmak mümkündür. Ancak Dahiliye Nezareti idare evrakı içerisinde bu aşiret ile ilgili tafsilatlı bilgiye ulaşılabilmektedir. Bu aşiret mensupları Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun değişik bölgelerine dağılmışlardır. Bekran aşireti göçebe bir aşirettir. Diyarbakır, Batman, Nusaybin, Şırnak ve Bingöl civarında bulunan aşiret mensublarının kol veya alt birim adı almaksızın aynı isimle anıldıklarını görmekteyiz. Biz burada ise Kulb ve Solhan civarında bulunan Bekran Aşireti mensuplarının aşiret yapılanmaları üzerinde duracağız.

Dahiliye Nezareti idare evrakı (H: 1332. Ra. 08) 01 Aralık 1919 tarihli belgeden anladığımız kadarıyla Bekran Aşireti, Gene sancağı Kulb kazasına tabi 14 karyede (Dehalek, Ziyaret, Cozik, Rabat, Bituni, Yaçak, Holi, Deyli, Bakırnas, Komik, Kefifan, Hada nam diğeri Kalitan, Reşkan, Sibane karyeleri) meskun olup bu bölgede yaşayanların nüfusları 1000 civarındadır.28

(bekiranlilar.com sayfa notu : Dahlikê,Ziyaret Zeynika,Cewzîkê,Rebetê,Binunî,Bacax,Holê,Delê, Bakirnas,Gomikê,Kifîfê, Kalitan, Reşikê, Sebanê köyleridir..

Dilekçeyi Bekiranlılar adına Sebanê köyönden Hasan oğlu Resul (Qahweci köyünden olan Hecî Mihyedin Baranın dedesi ve Tahir KARASUNUN babasının amcası Resul Baran) isimli Ru Sipî vermiştir.)

Bu aşiretin meskun olduğu 12 karye ahalisinin birlikte yazarak vilayete ve Dahiliye Nezareti’ne gönderdikleri ariza ise incelemeye değerdir. Burada göçebe oldukları işleri ve güçlerinin koyun otlatmak olduğu, gıdalarının gelgel tabir ettikleri darı olduğu, mekteb-i rüşdi ve mekteb-i ibtidai tesis etmek yüzünden bütün yerlerin aydınlandığı fakat kendilerinin meskun olduğu 12 köyün hiç birisinde mek- teb olmadığından dolayı cahil bırakıldıkları, çocuklarının namaz kılmak için dahi bilgi sahibi olmadığı gibi kendileri ile alakalı bilgilerden sonra bağlı bulundukları hükümetin kendileri hakkında reva gördüğü muameleleri bir bir sıralamışlardır. Buna göre, kaza merkezinin 16 saat mesafede olduğundan gidemedikleri ve Kulb Hükümeti memurinin de ağalara hizmet ettiği fakir ve fukaraya hizmet etmediği, tahsilatta verginin iki misli alındığı, jandarmaların her hafta karyelerine gelerek yemeklerine el koyduğu ve hayvanlarına vermek üzere arpalarını telef ettiği, tavuğa kanaat etmeyerek koyun kestirdikleri ve türlü mezalimde bulunduklarına dair şikayetlerden sonra bu gibi hususların bertaraf edilebilmesi için de 12 köyde beş altı mekteb açılması, kendilerine yapılan zulme karşı sekiz yüz nüfus birleşerek Kulb Hükümetine asla gitmeyecekleri ve böyle bir hükümet-i müstebideye arzuhal etmeyecekleri ve şayet Kulb’dan ayırmaz ve çocuklar için de mekteb açılmaz ise terk-i vatan ederek hicret edeceklerine yemin ettikleri, keyfiyyeti bildirdikleri ve adalet bekledikleri ve on altı saat mesafede bulunan böyle bir hükümet-i müste- bidden irtibatlarının koparılarak yirmi dakika mesafede bulunan Sason kazasına irtibatlarının sağlanması hususunu da ilave ederek Sipaneli Resul bin Hasan ve on iki karye ahalisinin mühürleriyle verilen uzun bir arzuhal göndermişlerdir.29

Bu arzuhal üzerine tahkikat başlatılmış ve oradaki ahvalin düzeltilmesi için tedbirler alınmaya çalışılmış, kaymakam ve diğer bazı yöneticiler de görevlerinden uzaklaştırılmışlardır. Bu belge aşiret mensublarının sosyal yaşamlarını ve çaresizliklerini ortaya koyması ayrıca o zamanki hükümetlerin bölge politikalarının tesbiti açısından önemlidir.

1315.S.1 tarihli başka bir belgede ise yaylamak üzere Hacalan (Cemalan) karyesine gittikleri ve gerekli önlemin alınması hususunun Sason Kaymakamlığından bildirildiğini görmekteyiz.30 Diğer bazı belgelerde ise Sason dahilinde aşair-i ce- beliyyeden oldukları açıkça belirtilmektedir. 31 Aşiret ağalarının isimlerine de rastlanılmakta ve bu isimlerden de aşiretlerin yapılanması kısmında belirttiğimiz gibi her karye veya bölgenin ayrı aşiret reisi olduğu ortaya çıkmaktadır. “Hicaz’a müteveccihen giden dokuz Bekranlı ağavatından....” denilerek devam eden cümlede içlerinden Ömer ve Lero ağaların Heyet-Tahkikiye’ce sorgulanmaları gerektiğinden Muş’a iadeleri 32 hususundan bahseden belge buna örnek teşkil etmektedir..

 

24 C. Aşivi, Fon kodu, 272.00.00.65-6-3-7 (1-3)

25 Aşiretler Raporu, Kaynak Yay, İst. Shf.65

26 Abdullah Demir, Çapakçur Tapu Tahrir Defteri, [Kuyud-ı Kadime arşivi Tapu Tahrir Defteri No 188, s. 22]

27 BOA, DH.MKT. 1785/19Arşiv Vesikalarına Göre Bingöl Kolokyumu 93

28 BOA, DH.İD. 149-2/7

29 BOA, DH.İD. 149-2/7 (8-1,2,3)

30 BOA, Y.MTV. 163/96

31 BOA, Y.PRK.UM 232/11094 Arşiv Vesikalarına Göre Bingöl Kolokyumu